Medeniyetin Künyesi
Enerji
İnsan kendi kas gücüyle başlayıp gezegenin enerji kaynaklarını kullanabilen bir türe dönüştü.
İlk insanlar için yaşamın temel enerji kaynağı kendi bedenleriydi. Ateş, odun ve zamanla evcilleştirilen hayvanlar bu sınırı genişletti. Su ve rüzgâr mekanik işi insanın yerine yapmaya başladı. Kömür ve petrol ise enerji kullanımında bambaşka bir ölçek açtı.
Fosil yakıtlar milyonlarca yıl boyunca yer altında birikmiş enerjiyi kısa sürede kullanılabilir hâle getirdi. Makineler, fabrikalar, ulaşım ve elektrik şebekeleri bu enerjiyi dünyanın her yerine taşıdı.

Böylece medeniyetin üretim kapasitesi, insan bedenlerinin fiziksel gücünden giderek bağımsızlaştı. Bugün bir insanın doğrudan harcadığı enerjinin onlarca katı, onun adına makineler ve enerji sistemleri tarafından kullanılıyor. Medeniyetin ölçeğini anlamanın bir yolu da budur: kaç insan olduğumuz kadar, her insanın arkasında ne kadar enerji çalıştırdığımız.
İlginç
Modern bir insan 50-100 'enerji kölesi'nin gücünü kumanda eder: onu besleyen enerji, o kadar insanın sürekli fiziksel emeğine denktir.
Fosil yakıt, birincil enerji kaynağı olarak biyokütleyi (odun) 1900 dolayında geçti.
Bir yıllık fosil yakıt tüketimi, bugünkü tüm kara bitki örtüsünün 400 yıllık net birincil üretimine denk enerji taşır.
İnsanlık, gezegene ulaşan güneş enerjisinin on binde biri kadarını kullanır.